GÜLBANU HOCA
 
                                                                                
  
        Gülbanu Hoca 1974 İstanbul doğumludur. İlkokulu İstanbul Fındıkzade'de okudu.
       2 yıl kuran kursu eğitimi aldıktan sonra Kadıköy İmam hatip Lisesini bitirdi. Yüksek öğrenimini ev ekonomisi konusunda yapan  Hocamız ardından ilahiyat yüksek okulunu bitirdi.
      20 yıla yakın bir zamandır Kur'an eğitimi veren Hocamız; son 7 yıl Maltepe Müftülüğü'ne bağlı olarak eğitim çalışmalarını sürdürdü.  2012 Haziran ayından   itibaren, Kadıköy müftülüğünde Kur'an Hadimi olarak çalışmalarına  devam etmektedir.
       Hanımların ve genç kızların, bilinçlenmesi iyi bir insan ,müslüman, eş ve anne olmaları için gayret sarfetmektedir.
       İsrafın önlenmesi ihtiyaç sahiplerinin, hastaların sıkıntılarının giderilmesi ve huzurlu bir toplum oluşmasına katkı sağlamak hocanın amaçlarıdır.
  Hocamız kitap okumayı, hat sanatını ve tasavvuf müziğini sever,evli ve 3 çocukludur, İstanbul Küçükyalı'da oturur. 
 
 

GÜLBANU HOCANIN YİYECEK İSRAFINA KARŞI AÇTIĞI SAVAŞTAKİ DÜŞÜNCELERİ!

YİYİNİZ İÇİNİZ İSRAF ETMEYİNİZ…!

     Bu seferberliğin herkese duyurulmasına ve tüm vatandaşlarımızın yiyecek israfını önleme Kampanyasına katılmasını istiyorum.

      Yaklaşık 10 yıldır bu konuda çevreme, özellikle ev toplantılarında uyarıcı bilgiler vermeye çalışıyorum.

     Bu konuda bir kampanya başlatması için Sn. Cumhurbaşkanıma yazdım, desteklerini bekliyorum. Örneğin çok takdir ettiğim emniyet kemeri kampanyası gibi. Sn Cumhurbaşkanımdan henüz bir cevap gelmedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisimizinde bu konuda bir komisyon kurulduğunu duydum. Onlarla irtibata geçmek istiyorum.

      Dünyada kaynaklar tükeniyor. Her konuda israfı önlemek (özelikle yiyecek konusunda) çok daha büyük önem arz ediyor.

      Bu konuda okullarda, yurtlarda işyerlerinde özel çalışma yapılması gerekiyor.

Anaokullarında ve ilkokullarda, liselerde, kitaplara ve derslere bu konuda bölümler eklenmeli.

Ne olur atmayın! Yeteri kadar alın ve tüketin, israf etmeyin. Birazda ülkemizdeki, dünyadaki ihtiyaç sahiplerini düşünün gözetin. Sahip olduklarımızın bize sadece ve sadece ALLAH'ın (C.C.) EMANETİ OLDUĞUNU UNUTMAYIN.

Sloganım; yiyecek israfına son! yiyecekatma.com

Kursumda ve çevremdeki hanımlara önce kendilerinin tamamen israfı önlemelerini, sonrada en az 2 kişiyi bu konuda kazanmalarını ve takip etmelerini istedim.

Televizyonlardan, radyolardan, gazetelerden sivil toplum kuruluşlarından yardım istiyorum. Bu kampanyama katılmalarını istiyorum.

     Evinizden çıkıp birkaç sokak ilerlediğinizde, duvarlara asılmış onlarca poşette yiyecek ve ekmek görürsünüz. Bunlar eskiden sokak sütçüleri tarafından alınır ve hayvanlara verilirdi. Şimdi ne poşetleri alacak sütçüler, nede o ekmekleri yiyecek hayvanlar kaldı. Temizlik görevlileri bu yiyecek poşetlerini doğrudan çöp kamyonlarına atıyorlar.

 
Aşağıda  kendi çektiğim fotoğrafların birinde,
duvarlara asılan atık ekmekler görülüyor(2011 Ramazan )
      Bazı mahallelerde ki fırınlar , "ASKIDA EKMEK" uygulaması yapıyor. Yani ekmeğinizi alırken ayrıca 1-2 ekmek parası veriyosunuz, fırıncıda o para karşılığı ekmeği bir poşete koyup fırının bir köşesine asıyor. İhtiyaç sahipleride gelip o ekmekleri alıyor. Benim tavsiyem illa da bir yerlere ekmek asacaksanız, eve çokça götürüp yemeyip  bahçe duvarına asmak yerine; yakın bir fırına gidin sadece yiyeceğiniz kadar alınbir iki ekmek parası da bırakın.  Böylece o bahçe duvarına asacağınız kadar ekmeğin,  fırına gelecek ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını sağlayın.
    Benim semtimde böyle iki fırın var, Takip ediyorum. Sizin semtinizde var mı? Yoksa araştırın sizde en az bir fırını organize edin, muhtara giderek onun yardımı ile bu kampanyayı ekmeğe ihtiyacı olanlara duyurun.
AŞAĞIDA,  ÇEKTİĞİM  FOTOĞRAFLARDA "ASKIDA EKMEK"  UYGULAMASI YAPAN BİR FIRIN GÖRÜLÜYOR (KÜÇÜKYALI)

    Atalarımız bu tip uygulamaları çokça yapmış. Medeniyette , kültürde bizim genlerimizde  ve tarihimizde bunlar var . Başka başka yerlere bakmaya gerek yok. O ihtiyaç sahipleri için yapılan hanlara, hamamlara, vakıflara, kervansarayları bir araştırın. Hatta o zamanlarda insanlardan ihtiyaç sahipleri şöyle dursun, göçmen kuşlar güvercinler dahi düşünülmüş.
     Birde şimdiki halimize bakın; o yediren, içiren ,yıkayan, yatacak yer sağlayan dedelerin torunları , kasabalar ve şehirlerde yaptıkları camilerde  insani bir ihtiyaç için tuvalete gitmesi gerekenlerden 1 lira alıyor.  Yedirmeyi, içirmeyi, yatırmayı vaz geçtim, bir tuvalet  tedariki  o semtteki insanlardan, caminin derneğinden, cemaatinden sağlanamazmı? Sağlanamaz, çünkü islami olmayan bu dünya düzeni, herşeyi menfaat ve bedele bağlamış.  Caminin altındaki tuvaletide...  UTANIYORUM!
  İsrafa giden paralarla bu hayırlarda  yapılabilir.
 Umutsuz değilim, sonuna kadar da uğraşacağım.
        Biz yine israf konumuza dönelim. İslami düğünler yapıyoruz, buradaki yiyeceklerin yarısı çöpe gidiyor. Nasıl İslami düğün bunlar…! İşte buralardan başladım.

     Bir gün radyoda merhum Esat Coşan hoca efendiyi dinliyordum. Kendisi tabağını öyle sünnetlediğini anlattı ki, tabağı hanımına uzatınca hanımı da ya efendi; bu tabak hiç kirlenmemiş yerine kaldırayım diyerek, latife ettiğini söyledi.

    Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki; iktisat eden fakir olmaz. Bunu hep hanımlara anlatıyorum. Özellikle yaz kurslarında kızlara anlatıyorum.

     Zaten ihtiyaç sahibi olanlara yiyecek israfını bir ölçüde anlatıp, uygulayabiliyorum ancak hiçbir ekonomik problemi olmayan, yüksek gelir grubundaki kişilerin tabaklarında artanlar ve çöpe dökülenler gözlerine görünmüyor ve keselerine dokunmuyor yani;burada İSRAFLA   mücadelenin onlar için maddi bir önemi de yok.

Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki;Bir derede abdest alırken bile israf etmeyin…!

                Fakirlikte, zenginlikte

                Hastalıkta sağlıkta

                İyi günde kötü günde     

                Hep israfın karşısında olacağız.

      Evlerde dikkat ediyorum, anne çocuğunun kardeşler ve eşler birbirinin arttığını yemiyor. Hayda çöpe! Oysa ki, 30-40 sene önce ortadaki aynı kaptan yiyorduk. Çünkü efendimiz (s.a.v)   buyuruyor ki; yemeğin bereketi ortaya iner.

                  İsrafı önlemeyi düşünürken

                  Hiçbir şey küçük değildir.

                  Bir pirinç tanesi küçüktür ama;

     Bir çuval pirinç o pirinç tanelerinden oluşur!

              Felaket ve savaş zamanlarına bakın, İnsanlar neleri nasıl yiyor, bizim israfı bitirmemiz için sürekli felaket ve savaş zamanında mı yaşamamız lazım!

            İsrafı önlemek ve ona karşı çıkmak aslında bir yaşam biçimi… Sitemdeki istatistiklere  bakınca yiyeceklerinizi atıyor musunuz sorusuna hayır cevabı verenlerin oranı %50’nin altındadır. Demek ki toplumun yarıdan fazlası genelde veya bazen yiyeceklerini atıyor, yani işimiz çook ZOR!

 

                    Birde tarihimizden gelen israfın ve ihmalin ne kadar ciddi olduğunu anlatan örneğe bakalım: atalarımız diyor ki, bir mıh (çivi)bir nal,bir nal bir ayak, bir ayak bir at, bir at bir asker,bir asker bir ordu, bir ordu bir  VATAN KURTARIR!..

 

Yani, hiçbir şey küçük veya önemsiz değildir.   

           İsra suresi 26 ve 27.ayette yüce Rabbimiz israf ederek saçıp savuranların şeytanın kardeşleri olduğunu söylemektedir.

          İsraf konusundaki hassasiyetlerimden dolayı; dost ve akraba çevremle bir sofraya oturduğum zaman, herkes gözümün içine bakarak biraz da tebessümle son pirinç tanesini de yiyor. Yapmak istediğim, benim gibi israf savaşçılarının sayısını arttırmak.

          Rabbimizin bize gönderdiği insanın kullanma kitabı Kur’an-a uyarak Peygamberimiz ve eşlerinin yolunda iyi insanlar, iyi Müslümanlar, iyi eşler ve iyi anneler yetiştirmek istiyorum.

      Evet, kısaca iyi anneler yetiştirmeliyiz. Maalesef, bu konu da pek başarılı olamadık. Anneler kızlarını doktor, mühendis, müdür v.s yetiştirdi. Ama anne yetiştiremediler. Toplum, kadınla çöker, kadınla yükselir. Kocayı, babayı yetiştiren de annedir. Günümüz kızlarının birçoğu okurken, çalışırken evlerindeki tuzlarının yerini bile bilmiyor.  Bu yavrularla nasıl israfla savaşacağız. Bu noktada; kışın hanımlara yazın kızlara bu konularda çok önemli bilgiler vermeye çalışıyorum. Biliyorum ki mutluluğun, bereketin kaynağı, ailenin bekası meslek edindirdiğimiz kızlarımızı evvela anne olarak iyi yetiştirmemizdir.

            Bu sitemde; yaptığım, yapacağım çalışmaları ve israfın boyutlarını belirttim. Sadece yiyeceklerle  ile sınırlı olmayan israf, her konuda  karşımıza çıkıyor. Elektrik, su,ilaç,giyecek v.s. Hepsinde insanımızın duyarlı olması lazım.Tabi ben özellikle yiyecek israfına savaş açtığım için bu konu üzerinde duruyorum. Çünkü ekmek-yiyecek nimettir!.. ve yaşamı devam ettirmenin birinci unsurudur.

Müminler olarak Yüce Rabbimizin;       “ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ “Sonra, yemin olsun ki, o gün (size verilen) her nimetten sorulacaksınız” Tekâsür 8 uyarısını asla ve asla göz ardı etmeyelim, vesselam.

   Allahu Teâlâ yar ve yardımcımız olsun.                                                   

                                                                                                                                                       Gülbanu PALAZ / Şubat 2012/ Maltepe
 

                              

                             İSRAFA SON

 

              İsraf edip saçıp savurma,

              Kuran da yasaklamış uy Allah’a

              Belki bir gün muhtaç olursun,

              O zaman kalırsın aha vaha.

 

              Bilirim, seversin sıcak ekmeği,

              Ertesi gün hiç düşünmedin mi tazelemeyi,

              Yeterince alsan, yeterince yapsan yemeği,

              Birde bıraksan bahçe duvarına astığın ekmeği.

 

              Açları bir daha düşün, yarının belli değil,

              Kanaat en büyük hazine iyi bil,

              Peygamberimde sevmezdi israfı,

              Unutma! Sana verilenler emanet, senin değil.

 

              Ekmek nimettir demiş atalarımız,

              İsraf etmezsek dolup taşar soframız,

              Gülbanu derki; aşı ekmeği atmaya son,

              İsrafla savaş, YİYECEKATMA.COM      
 

                                                               Gülbanu PALAZ       

 

                                                                                                                                                                                                                                                 

 


YİYECEKLERİNİZİ ATIYORMUSUNUZ?